Noel Yemeği

Bugün yürümek istiyorum. Hafiften yağmur yağıyor. Yağmurda yürümeyi herzaman sevmiştim. Yağmur damlalarını hissedebiliyorum. Tenime değdikleri anda sıcaktan buharlaşıyorlar. Kızgın bir çöle yağan yağmur gibi. Yıllardır bu yollardan yürümemiştim. Herşey aynı gözüküyor, ama herşeyin ne kadar değiştiğini görmek için daha çok zamana ihtiyacım olacak. Yıllarca süren savaş, beni değiştirdiği gibi, kasabamı da değiştirmiştir. Hepimizin biraz dinlenmeye ihtiyacı var. Benim ise aileme ihtiyacım var. Yıllar sonra eve dönüşümün noel yemeğinde olması, herkesin beni bekliyor olması içimi mutlulukla dolduruyor. Ayrıca herkesi tek tek görmek zorunda kalmadan sadece bir akşamda bütün bu tantanadan kurtulabilirim. Artık daha fazla kalabalık istemiyorum. Tek istediğim daktilomun başına geçip, yıllardır yaşadığım herşeyi yazmak. Sanki herşeyi kağıtlara dökersem, içimden söküp atacakmışım gibi geliyor. Uzaktan sokağımızı görüyorum. Bütün evler pırıl pırıl noel ışıklarıyla süslenmiş. Sanki bir panayır gibi, her ev ayrı bir oyun standı. Evlerin önünden geçerken pencerelerinden içeri göz atıyorum. Bütün evlerde bir heyecan, coşku ve telaş var. Kadınlar masayı hazırlarken erkekler köşelerde muhabbet ediyorlar. Çocuklar köpeklerin peşinden koşturuyorlar. Gençler üst katlara kaçmış, kısa süreli özgürlüklerinin tadını çıkartıyorlar ve muhtemelen bu gece evden nasıl kaçacaklarının planını yapıyorlar. Biliyorum çünkü biz de yapmıştık. Ama şimdi anlıyorum ki ailelerimiz bizim ne yapacağımızı zaten biliyorlarmış. Anne ve babama şuanda daha fazla saygı ve özlem duyuyorum. Sonunda evimin önündeyim. Bahçe biraz bakımsız gözüküyor. Yarın ilk iş bahçeyle ilgilenmeye başlıyorum. Hem böylece hiçbirşey düşünmeden biraz zaman geçirebilir ve mahalledeki herkes de benim geldiğimi öğrenebilir. Bahçenin etrafından dolaşıp yan pencereye yaklaşıyorum. Bütün yolculuk boyunca onlara nasıl bir süpriz yapsam diye düşündüm. Ama şu anda buraya gelince, sadece onları biraz seyretmek istiyorum. Bensiz nasil olduklarını, o hazırlık telaşlarını görmek istiyorum. Babamın yüzündeki kırışıklıkları, annemin hazırladığı sofrayı, kardeşlerimin çocuklarının koşuşturmalarını ve tabiki benim sadık dostum Max'i gizlice izlemek istiyorum biraz. Pencereye yaklaşıp hafifçe başımı uzatıyorum. Herkes evde. Babam herzamanki koltuğunda oturmuş elinde eski bir kitap, gözünden düştü düşecek gözlüklerle piposunu içiyor. Annem kardeşlerime emirler yağdırıyor. Savaştaki komutanımı hatırlıyorum. Hayatlarımızın onun elinde olduğunun bilincinde en kritik emirleri hiç düşünmeden verir ve bizde sorgulamadan uygulardık. Ancak bu şekilde hayatta kalabilirdik çünkü. Kardeşlerim annem arkasını döner dönmez dedikodularına devam ediyorlar, ama annemin arkasını döndüğü zaman nasıl gülümsediğini ilk defa görüyorum. Tıpkı bizim üst katta kaçış planımızı bildiği gibi, herşeyin farkında ve herşeye izin veriyor. Aslında herşey onun kontrolünde gerçekleşiyor. Masaya bakıyorum, benim yerimi ayırmışlar. Masanin tam ortasında herkesin bana rahatça herşeyi sorabileceği ve benim asla kaçamayacağım, evimizin en değerli yeri. Masada en sevdiğim yemekler var. Eminim annemin en sevdiğim dondurmalı tatlısı da buzdolabında sırasını bekliyordur. Eğer tatlıya kadar dayanabilirsem gerisi kolay. Çünkü çocukların uyku, gençlerin kaçma, yetişkinlerin ise içki saati yaklaştı demektir. Annem herkesi masaya çağırıyor. Yukarıdan gençler koşarak iniyor. Sanırım herkes çok acıkmış. Belki de ne zaman geleceğimi bilmedikleri için, çocukları aç bırakmak istemiyorlar. Biraz daha bekleyip, yemeğe başladıklarında içeri atlar ve hepsini şaşkına çeviririm. Hayır, Max beni gördü sanırım. Pencerenin önüne gelip havlamaya başladı. Annem yavaşça pencereye yaklaşmaya başladı. Hemen pencerenin altına saklandım. Gençken evden kaçarken annem camı açıp çıkardığım seslere bakmaya geldiği zamanda böyle yapardım. Acaba o zaman da benim pencerenin altında olduğumu biliyor muydu gerçekten? Pencere açıldı ve annem yavaşça penceren dışarıya uzandı. Sağa ve sola baktı. Kalbimin yerinden çıkacağına yemin edebilirim. Hemen kalkıp boynuna sarılmak istiyorum, ama sanki 15 yaşındaymışım gibi saklanmaya devam ediyorum. Sonra yavaşça aşağıya bana bakıyor. Gözleri yaş dolu, ve bir damla yaş doğruca yüzüme düşüyor. Ve içimden geçip toprağa karışıyor. Pencere kapanıyor ve en hüzünlü Noel yemeği başlıyor.

I hope my existence means something to someone...
Follow
4.7 Star App Store Review!
Cpl.dev***uke
The Communities are great you rarely see anyone get in to an argument :)
king***ing
Love Love LOVE
Download

Select Collections